ARAYA HAYAT GİRER
ARAYA HAYAT GİRER
Kader ile takdir edilen, hayat ile tayin edilen bir yolculuktu insanın serüveni. “Ne yaşayacağımız” kader planında biliniyor; “nasıl yaşayacağımız” ‘Hayattaki Tercihlerimiz’ ile bizlere gösteriliyordu ki itiraz kapısına tevessül etmeyelim.
…
Aktif yaşam içerisinde verilen mücadelelerde; tüm koşullar gerçekleştirilmiş olsa da madde âleminde her şey imkânınıza sunulmuş olsa mana âleminden sana takdir edilenden başkası, seni bulmayacak.
İnsanoğlu, ilk yaradılıştan bu yana varoluşsal mücadelesini verirken birçok aracı kullanmış ve birçok yönteme başvurmuş, edindiği deneyimlerle bu mücadelesinin ipuçlarını kendinden sonraki nesle aktara gelmiştir. Günün sonunda aynı koşullar aynı yöntemler ve benzer araçlar ile aynı sonuca ulaşıldığını söylemek güç olacaktır.
Tecrübeler, her ne kadar değerli olsa da aynı tecrübeler, zamanın acımasız taarruzundan yarasız çıkamıyor. Bu tecrübelere dayanıp hayatımızı inşa ederken, bunun etkisini başarısızlık olarak adlandırabiliyoruz veya öyle hissediyoruz.
Ulaşılan sonuçları kabul etmek; yeni bir ses yeni bir soluk ile manadan beslenip maddeye yön vermek bir nebzede olsa ruhumuza nefes aldıracaktır.
Modern yaşam içerisinde verilen çabaların, mutlaka doğru kazanımlar ile sonuçlanacağı yanılgısı bir anlamda manayı doğru okuyamamanın doğurduğu veya doğuracağı anlamsızlık girdabını oluşturmaktadır. Oysaki zaferden değil seferden sorumlu tutulan insan, sefer esnasındaki yol ahlakı olarak tabir edilen erdemleri kuşanıp mücadelenin, çabanın; anlık kazanımlarını, getirilerini olumlu veya daha az olumlu yönleriyle kabul ederek anda yaşamasını becerebilmelidir.
Alınan nefesin geri verileceğinin veyahut verilen nefesin geri alınacağının garantisinin olmadığı bir yapıda olan insan, mücadele yolculuğunda en büyük kazanım olarak yol ahlakını kuşanmayı bilmelidir. Hadiseleri değerlendirirken şunu şöyle yapsaydım, sonuç böyle olmazdı; falancayla yol yürüseydim, daha iyi sonuca varırdım; falanca imkânları, araçları kullansaydım, hedefime ulaşırdım gibi çıkarımlardan uzak durmalıdır
Aynı yöntemleri kullanıp aynı duygu durumlarda tekrara düşüp doğru sonuca varacağını sanmak, sınavını veremediği dersten geçeceğini sanmak asrımızın en büyük yanılgılarından birisidir. Önüne koyulan gerçekliklere perde yapılan deneyimlerin arkasına saklanmak, patolojik vaka seviyesinde müdahaleyi gerektirecek durumdur maalesef.
‘Kader gayrete âşıktır’ sözü ders almadan, aynı yöntemlerle kısır döngüye girmeyi ifade etmez.
İmtihanların içinde boğulmadan, bireyin kendisini ve hadiseleri dışarıdan daha sağlıklı değerlendirebilmesi için; içerisinde bulunduğu atmosferden iki adım geriye çıkıp kendisine ve yaşadığı imtihanlara dışarıdan bakarak, ruhuna nefes aldırarak tecrübeli ve olgun dış akıllardan beslenerek tıkandığı noktaya çözüm bulabilir.
Devamı yeni yazımızda…
Selam ve muhabbetle
Cevâhir AYDIN – Küçük Dünyam